Aromaterapi Nedir ve Nasıl Kullanılır?
Aromaterapi
Aromaterapi, bitkilerden elde edilen uçucu yağların fiziksel, ruhsal ve zihinsel iyilik hâlini desteklemek amacıyla kullanıldığı tamamlayıcı bir tedavi yöntemidir. Günümüzde alternatif ve tamamlayıcı tıp kapsamında değerlendirilen aromaterapinin kökenleri, insanlık tarihi kadar eskidir. Bitkilerin şifalı özelliklerinden yararlanma pratiği, yazılı tarihin başlangıcından çok önce ortaya çıkmış; zamanla farklı uygarlıklar tarafından geliştirilerek sistematik bilgi hâline getirilmiştir. Aromaterapinin tarihçesi incelendiğinde, Antik Çağ uygarlıklarından Orta Çağ İslam dünyasına, Rönesans Avrupası’ndan modern bilime kadar uzanan çok katmanlı bir gelişim süreci görülmektedir.
Antik Uygarlıklarda Aromatik Bitkilerin Kullanımı
Aromaterapinin temelleri, MÖ 3000’li yıllara kadar uzanmaktadır. Antik Mısır, aromatik bitkilerin tıbbi, kozmetik ve dini amaçlarla en erken ve sistemli biçimde kullanıldığı uygarlıklardan biridir. Mısırlılar; mür, günlük, sedir ağacı ve tarçın gibi bitkilerden elde edilen reçine ve yağları hem mumyalama işlemlerinde hem de merhem ve parfüm yapımında kullanmışlardır [1]. Ebers Papirüsü (MÖ 1550), bitkisel tedavilere dair yüzlerce reçete içermekte ve aromatik maddelerin tedavi edici etkilerini belgeleyen en eski yazılı kaynaklardan biri olarak kabul edilmektedir [2].
Antik Çin’de ise aromatik bitkilerin kullanımı geleneksel Çin tıbbının temel taşlarından biri olmuştur. MÖ 2700’lü yıllarda İmparator Shen Nong’a atfedilen Shen Nong Ben Cao Jing adlı eser, bitkisel ilaçlar ve aromatik maddeler hakkında kapsamlı bilgiler sunmaktadır [3]. Çin tıbbında uçucu yağlar, enerji akışını (Qi) dengelemek ve iç organların işlevlerini desteklemek amacıyla kullanılmıştır.
Benzer biçimde Antik Hindistan’da gelişen Ayurveda sistemi, aromaterapinin tarihsel gelişiminde önemli bir yere sahiptir. Ayurveda metinlerinde sandal ağacı, fesleğen, zencefil ve vetiver gibi bitkilerin hem fiziksel hem de ruhsal arınma amacıyla kullanıldığı belirtilmektedir [4].
Antik Yunan ve Roma Dönemi
Aromaterapinin teorik temellerinin atılmasında Antik Yunan düşünürlerinin önemli katkıları olmuştur. Hipokrat (MÖ 460–370), hastalıkların tedavisinde bitkisel yağlar, aromatik banyolar ve masaj uygulamalarını önermiştir. Hipokrat’a atfedilen “Sağlığın yolu, aromatik banyolar ve kokulu masajlardan geçer” ifadesi, aromaterapinin tıbbî kullanımına erken bir örnek olarak kabul edilmektedir [5].
Theophrastos ve Dioskorides gibi doğa bilimciler, bitkilerin özelliklerini sistematik biçimde incelemişlerdir. Dioskorides’in De Materia Medica adlı eseri, yaklaşık 600 bitkiyi tanımlamakta ve bunların tıbbi kullanım alanlarını ayrıntılı biçimde ele almaktadır [6]. Bu eser, Orta Çağ boyunca hem Avrupa hem de İslam dünyasında temel başvuru kaynağı olmuştur.
Roma İmparatorluğu döneminde aromatik yağlar daha çok hijyen, kozmetik ve sosyal ritüeller kapsamında kullanılmıştır. Romalılar hamam kültürü içerisinde lavanta, biberiye ve gül gibi bitkilerden elde edilen yağları yaygın biçimde kullanmış; aromatik maddeler günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir [7].
İslam Dünyası ve Damıtma Tekniğinin Gelişimi
Aromaterapinin bilimsel gelişiminde Orta Çağ İslam dünyası belirleyici bir rol oynamıştır. Özellikle damıtma (distilasyon) tekniğinin geliştirilmesi, uçucu yağların saf hâlde elde edilmesini mümkün kılmıştır. Bu alandaki en önemli isimlerden biri, İbn Sina’dır (980–1037). İbn Sina’nın geliştirdiği imbik sistemi sayesinde gül yağı gibi uçucu yağlar daha verimli ve saf biçimde elde edilebilmiştir [8].
İbn Sina’nın El-Kanun fi’t-Tıb adlı eseri, bitkisel ilaçlar ve aromatik maddelerin farmakolojik etkilerini ayrıntılı biçimde ele almış; bu eser yüzyıllar boyunca Avrupa üniversitelerinde temel tıp kitabı olarak okutulmuştur [9]. İslam hekimleri, aromatik yağları antiseptik, antienflamatuar ve sakinleştirici özellikleri nedeniyle hem koruyucu hem de tedavi edici amaçlarla kullanmışlardır.
Orta Çağ ve Rönesans Avrupa’sı
Orta Çağ Avrupa’sında aromaterapi bilgisi büyük ölçüde manastırlar aracılığıyla korunmuş ve aktarılmıştır. Benediktin rahipleri, tıbbi bitkiler yetiştirerek yağlar ve merhemler hazırlamışlardır. Özellikle veba salgınları sırasında aromatik bitkilerin koruyucu etkilerine inanılmış; “dört hırsız sirkesi” gibi aromatik karışımlar yaygın biçimde kullanılmıştır [10].
Rönesans dönemiyle birlikte bitkibilim ve kimya alanlarında yaşanan gelişmeler, aromatik maddelerin daha bilimsel yöntemlerle incelenmesini sağlamıştır. Paracelsus, bitkilerin “öz”ünün (essentia) tedavi edici güce sahip olduğunu savunmuş ve bu yaklaşım modern aromaterapi anlayışının felsefi temelini oluşturmuştur [11].
Modern Aromaterapinin Doğuşu
“Aromaterapi” terimi ilk kez 1937 yılında Fransız kimyager René-Maurice Gattefossé tarafından kullanılmıştır. Gattefossé, laboratuvar kazası sonucu oluşan yanıklarını lavanta yağı ile tedavi ettiğini ve hızlı iyileşme gözlemlediğini rapor etmiştir [12]. Bu deneyim, uçucu yağların tıbbi etkilerine yönelik bilimsel ilgiyi artırmıştır.
20.yüzyılın ortalarından itibaren Jean Valnet ve Marguerite Maury gibi araştırmacılar, aromaterapinin klinik ve psikolojik etkilerini incelemiş; uçucu yağların masaj, inhalasyon ve topikal uygulamalar yoluyla kullanımını sistematik hâle getirmiştir [13]. Özellikle II. Dünya Savaşı sırasında antibiyotiklerin sınırlı olduğu dönemlerde uçucu yağların antiseptik özelliklerinden yararlanılmıştır.
Günümüzde Aromaterapi ve Bilimsel Yaklaşımlar
Günümüzde aromaterapi, tamamlayıcı ve bütüncül tıp uygulamaları kapsamında değerlendirilmektedir. Klinik araştırmalar; lavanta yağının anksiyete azaltıcı, nane yağının gastrointestinal rahatlatıcı ve çay ağacı yağının antimikrobiyal etkilerini destekleyen bulgular ortaya koymuştur [14]. Bununla birlikte modern tıp, aromaterapinin kullanımında kanıta dayalı yaklaşımın önemini vurgulamakta ve güvenlik, dozaj ve etkileşim konularında dikkatli olunması gerektiğini belirtmektedir.
Aromaterapinin tarihsel gelişimi, insanın doğayla kurduğu ilişkinin ve bitkisel bilginin kültürler arası aktarımının somut bir örneğidir. Antik ritüellerden modern klinik uygulamalara uzanan bu süreç, aromaterapinin yalnızca alternatif bir uygulama değil, aynı zamanda köklü bir bilgi geleneği olduğunu göstermektedir.
Kaynakça
- Buckley, S. A. (2001). Ancient Egyptian embalming practices. Nature.
- Bryan, C. P. (1930). The Papyrus Ebers. Geoffrey Bles.
- Unschuld, P. U. (1986). Medicine in China: A History of Ideas. University of California Press.
- Lad, V. (2002). Textbook of Ayurveda. Ayurvedic Press.
- Hippocrates. (1998). Hippocratic Writings. Penguin Classics.
- Dioscorides. (2000). De Materia Medica. Olms-Weidmann.
- Scarborough, J. (1995). Roman Medicine. Cornell University Press.
- Riddle, J. M. (1997). Eve’s Herbs. Harvard University Press.
- Avicenna. (1999). The Canon of Medicine. AMS Press.
- Griggs, B. (1997). Green Pharmacy. Viking.
- Paracelsus. (1996). Selected Writings. Princeton University Press.
- Gattefossé, R. M. (1937). Aromathérapie. Maloine.
- Valnet, J. (1980). The Practice of Aromatherapy. Destiny Books.
- Perry, N., & Perry, E. (2006). Aromatherapy in the management of psychiatric disorders. CNS Drugs, 20(4), 257–280.
Aromaterapinin Kokulandırma (İnhalasyon) Yoluyla Kullanımı
Aromaterapi, uçucu yağların terapötik amaçlarla kullanıldığı tamamlayıcı bir sağlık uygulaması olup, bu yağların vücuda alınma yolları arasında inhalasyon en eski ve en yaygın yöntemlerden biridir. Kokulandırma ya da inhalasyon yoluyla aromaterapi, uçucu yağ moleküllerinin solunum sistemi aracılığıyla vücuda alınması ve özellikle merkezi sinir sistemi üzerinde etki göstermesi esasına dayanmaktadır. Bu yöntem, hem uygulama kolaylığı hem de hızlı etki potansiyeli nedeniyle klinik ve bireysel kullanımlarda sıklıkla tercih edilmektedir [1].
İnhalasyon Yönteminin Fizyolojik Temeli
İnhalasyon yoluyla alınan uçucu yağ bileşenleri, burun mukozasında yer alan olfaktör reseptörler tarafından algılanmaktadır. Bu reseptörler, kokusal uyarıları doğrudan limbik sisteme iletir. Limbik sistem; duygular, hafıza, stres yanıtı ve otonom sinir sistemi üzerinde düzenleyici rol oynayan beyin bölgelerini içermektedir. Bu doğrudan bağlantı sayesinde aromaterapötik kokular, kısa sürede duygu durumunda değişiklik yaratabilmektedir [2].
Araştırmalar, uçucu yağların inhalasyon yoluyla alınmasının yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda fizyolojik etkiler de oluşturduğunu göstermektedir. Solunum yoluyla akciğerlere ulaşan bazı uçucu yağ bileşenleri alveollerden emilerek sistemik dolaşıma katılabilmekte ve bu yolla vücutta biyokimyasal etki gösterebilmektedir [3].
Kokulandırma Yoluyla Kullanım Yöntemleri
Aromaterapide inhalasyon uygulamaları farklı tekniklerle gerçekleştirilmektedir. Bunlar arasında en yaygın olanları difüzör kullanımı, buhar inhalasyonu, kişisel inhalerler ve pasif kokulandırma yöntemleridir.
Uçucu yağları halihazırda internet sitemizde satılmakta olan difüzörler, uçucu yağ keçeleri ile kullanmanın yanı sıra çalışma masanızda, bilgisayarınızda, istediğiniz ortam ve zamanda kullanabileceğiniz doğal lav taşlı ürünümüz Arpidesk aracılığıyla da kullanabilirsiniz.
Difüzörler, uçucu yağları mikro partiküller hâlinde ortama yayarak sürekli ve dengeli bir inhalasyon sağlar. Özellikle lavanta, portakal ve bergamot gibi yağların difüzör aracılığıyla kullanımı, stres ve anksiyete düzeylerinin azalmasıyla ilişkilendirilmiştir [4]. Buhar inhalasyonu ise sıcak suya eklenen uçucu yağların solunması yoluyla uygulanmakta ve daha yoğun, kısa süreli etki sağlamaktadır. Bu yöntem özellikle üst solunum yolu semptomlarının hafifletilmesinde tercih edilmektedir [5].
Psikolojik Etkiler ve Klinik Bulgular
Klinik çalışmalar, lavanta (Lavandula angustifolia) yağının inhalasyon yoluyla kullanımının anksiyete, stres ve uyku bozuklukları üzerinde anlamlı olumlu etkiler gösterdiğini ortaya koymuştur [6]. Hastane ortamlarında yapılan araştırmalar, lavanta ve turunçgil yağları ile yapılan ortam kokulandırmasının hasta kaygısını azalttığını ve genel iyilik hâlini artırdığını göstermektedir [6].
Benzer şekilde nane (Mentha piperita) ve biberiye (Rosmarinus officinalis) yağlarının inhalasyonu, bilişsel performans, dikkat ve zihinsel uyanıklık üzerinde olumlu etkilerle ilişkilendirilmiştir [7]. Bu nedenle aromaterapötik kokulandırma, çalışma ortamlarında ve eğitim alanlarında destekleyici bir uygulama olarak değerlendirilmektedir.
Kaynakça
- Buckle, J. (2015). Clinical Aromatherapy: Essential Oils in Healthcare. Elsevier.
- Herz, R. S. (2009). Aromatherapy facts and fictions. Chemical Senses, 34(8), 647–659.
- Edris, A. E. (2007). Pharmaceutical and therapeutic potentials of essential oils. Phytotherapy Research, 21(4), 308–323.
- Perry, N., & Perry, E. (2006). Aromatherapy in the management of psychiatric disorders. CNS Drugs, 20(4), 257–280.
- Inouye, S. et al. (2003). The effects of aromatherapy on stress. Journal of Alternative and Complementary Medicine, 9(3), 367–374.
- Lehrner, J. et al. (2005). Ambient odors of orange and lavender reduce anxiety. Physiology & Behavior, 86(1–2), 92–95.
- Moss, M. et al. (2003). Aromas of rosemary and lavender on cognition. International Journal of Neuroscience, 113(1), 15–38.
Itır (Pelargonium graveolens)
Itır uçucu yağı, dengeleyici ve regülatör etkileriyle öne çıkmaktadır. Klinik ve deneysel çalışmalar, Itır uçucu yağının anksiyolitik, antidepresan ve antiinflamatuar özellikler gösterdiğini ortaya koymuştur [1]. Özellikle otonom sinir sistemi üzerinde dengeleyici etki sağladığı, stres kaynaklı hormonal dalgalanmaları hafifletebildiği bildirilmiştir. Ayrıca antimikrobiyal etkileri nedeniyle cilt sağlığını destekleyici olarak da kullanılmaktadır [2].
Paçuli (Pogostemon cablin)
Paçuli uçucu yağı, sedatif ve topraklayıcı etkileriyle bilinmektedir. Araştırmalar, paçuli yağının anksiyete azaltıcı, antidepresan ve antioksidan özellikler taşıdığını göstermektedir [3]. Ayrıca antifungal ve antibakteriyel etkileri sayesinde cilt enfeksiyonlarının destekleyici bakımında kullanılmaktadır. Sinir sistemi üzerinde yatıştırıcı etkisi, özellikle kronik stres ve duygusal dengesizlik durumlarında dikkat çekmektedir [4].
Nane (Mentha piperita)
Nane uçucu yağı, en çok çalışılan uçucu yağlardan biridir. İçeriğindeki mentol sayesinde analjezik, antispazmodik ve gastrointestinal rahatlatıcı etkilere sahiptir. Klinik çalışmalar, nane yağının gerilim tipi baş ağrıları, irritabl bağırsak sendromu ve bulantı üzerinde olumlu etkiler sağladığını göstermektedir [5]. Ayrıca inhalasyon yoluyla kullanıldığında zihinsel uyanıklığı ve bilişsel performansı artırdığı bildirilmektedir [6].
Lavanta (Lavandula angustifolia)
Lavanta uçucu yağı, aromaterapi literatüründe en güçlü bilimsel kanıta sahip yağlardan biridir. Randomize kontrollü çalışmalar, lavanta yağının anksiyete, uykusuzluk ve hafif depresif belirtiler üzerinde anlamlı iyileştirici etkiler sunduğunu ortaya koymuştur [7]. Ayrıca analjezik ve antienflamatuar özellikleri sayesinde kas-iskelet sistemi ağrılarında destekleyici olarak kullanılmaktadır [8].
Portakal (Citrus sinensis)
Portakal uçucu yağı, yüksek oranda limonen içermekte olup duygu durum düzenleyici ve anksiyolitik etkiler göstermektedir. Klinik ortamda yapılan çalışmalar, portakal yağının inhalasyon yoluyla kullanımının stres ve kaygı düzeylerini azalttığını göstermiştir [9]. Ayrıca antioksidan özellikleri sayesinde bağışıklık sistemini destekleyici etki gösterebilmektedir [10].
Ylang Ylang (Cananga odorata)
Ylang ylang uçucu yağı, merkezi sinir sistemi üzerinde yatıştırıcı etki gösteren bir yağdır. Araştırmalar, bu yağın kan basıncını düşürücü, anksiyolitik ve sedatif etkiler sunduğunu ortaya koymuştur [11]. Özellikle stres kaynaklı kardiyovasküler belirtilerin hafifletilmesinde destekleyici olabileceği bildirilmektedir.
Mandalina (Citrus reticulata)
Mandalina uçucu yağı, hafif ve güvenli profiliyle özellikle çocuklarda ve hassas bireylerde tercih edilmektedir. Bilimsel çalışmalar, mandalina yağının anksiyete azaltıcı, uyku destekleyici ve sindirim düzenleyici etkiler sunduğunu göstermektedir [12].
Bergamot (Citrus bergamia)
Bergamot uçucu yağı, hem uyarıcı hem de dengeleyici etkileriyle dikkat çekmektedir. Klinik araştırmalar, bergamot yağının anksiyete, depresif duygu durum ve stres üzerinde olumlu etkiler sağladığını ortaya koymuştur [13]. Ayrıca antimikrobiyal ve antiinflamatuar özellikleri sayesinde bağışıklık sistemini destekleyici etki gösterebilmektedir [14].
Yasemin (Jasminum officinale)
Yasemin uçucu yağı, nörolojik ve psikolojik etkileri açısından dikkat çekmektedir. Araştırmalar, yasemin yağının antidepresan, anksiyolitik ve libido artırıcı etkiler gösterebildiğini ortaya koymaktadır [15]. Ayrıca doğum sürecinde kaygıyı azaltıcı etkileri nedeniyle klinik aromaterapi uygulamalarında yer almaktadır [16].
Limon (Citrus limon)
Limon uçucu yağı, uyarıcı ve arındırıcı etkileriyle bilinmektedir. Bilimsel çalışmalar, limon yağının duygu durum iyileştirici, konsantrasyon artırıcı ve antimikrobiyal etkiler sunduğunu göstermektedir [17]. Ayrıca antioksidan aktivitesi sayesinde hücresel düzeyde koruyucu rol oynayabilmektedir [18].
Zencefil (Zingiber officinale)
Zencefil uçucu yağı, özellikle sindirim sistemi ve inflamasyon üzerinde etkilidir. Klinik ve deneysel çalışmalar, zencefil yağının mide bulantısı önleyici, antiinflamatuar ve analjezik özellikler taşıdığını ortaya koymuştur [19]. Ayrıca dolaşımı artırıcı etkisi nedeniyle kas ve eklem ağrılarında destekleyici olarak kullanılmaktadır.
Kaynakça
- Lis-Balchin, M. (2002). Aromatherapy Science. Pharmaceutical Press.
- Silva, J. et al. (2013). Antimicrobial activity of geranium oil. Industrial Crops and Products, 42, 329–333.
- Tsai, T. H. et al. (2011). Patchouli oil and antidepressant effects. Phytotherapy Research, 25(3), 382–386.
- Ali, B. et al. (2015). Essential oils used in aromatherapy. Asian Pacific Journal of Tropical Biomedicine, 5(8), 601–611.
- Cash, B. D. et al. (2016). Peppermint oil in IBS. Digestive Diseases and Sciences, 61(2), 560–571.
- Moss, M. et al. (2008). Peppermint and cognitive performance. International Journal of Neuroscience, 118(1), 59–77.
- Kasper, S. et al. (2010). Lavender oil in anxiety disorder. International Journal of Neuropsychopharmacology, 13(4), 473–479.
- Kim, J. T. et al. (2011). Lavender oil and pain relief. Evidence-Based Complementary and Alternative Medicine.
- Lehrner, J. et al. (2005). Orange odor and anxiety reduction. Physiology & Behavior, 86, 92–95.
- Sun, J. (2007). D-Limonene: safety and clinical applications. Alternative Medicine Review, 12(3), 259–264.
- Hongratanaworakit, T. (2004). Ylang ylang oil effects. Phytotherapy Research, 18(8), 663–666.
- Perry, N., & Perry, E. (2006). Aromatherapy in psychiatric disorders. CNS Drugs, 20(4), 257–280.
- Han, X. et al. (2017). Bergamot oil and mood disorders. Frontiers in Pharmacology, 8, 758.
- Navarra, M. et al. (2015). Citrus bergamia: biological activity. Fitoterapia, 103, 257–269.
- Sayorwan, W. et al. (2013). Jasmine oil and nervous system. Natural Product Communications, 8(8), 1133–1136.
- Burns, E. et al. (2007). Aromatherapy in childbirth. Journal of Alternative and Complementary Medicine, 13(1), 87–96.
- Kiecolt-Glaser, J. K. et al. (2008). Citrus fragrance and mood. Psychoneuroendocrinology, 33(3), 328–339.
- Fisher, K., & Phillips, C. (2008). Antimicrobial activity of lemon oil. Journal of Applied Microbiology, 104(4), 1051–1061.
- Chrubasik, S. et al. (2005). Ginger and inflammation. Phytotherapy Research, 19(7), 639–645.